AKTARLIK NEDİR

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi – Ali Ünyazıcı Baharat İşbirliği
1 Ağustos 2017
TATLI GELENEKLERİMİZ – LOHUSA ŞERBETİ “PARENTS DERGİSİ” NDE
18 Aralık 2017

AKTARLIK

İnsanoğlunun bitkilerle ilişkisi var oluşu ile başladı. İnsanoğlu; çeşitli amaçlarla kullanmakta olduğu bitkilerin, binlerce yıl önce, koruyucu ve tedavi edici gücüne de vakıf olmuş ve hastalıksız yaşam için bu doğal kaynaklardan faydalanmaya başladı. Henüz yazının bile icat edilmediği dönemlerden bu yana bitkilerin sağlık açısından etkileri -15 veya 30 yıl değil- çok daha uzun yıllar süren deneme yanılma yoluyla öğrenildi ve edinilen bilgi birikimi nesilden nesle aktarılarak günümüze kadar ulaştı; hatta bitkiler üzerine yapılan bilimsel çalışmalara dayanak oldu. 1900’lü yılların başında bitkilerin insan sağlığı açısından önemli özellikleri laboratuvar ortamında araştırılmaya başladı ve halkın yıllar boyu ısrarla kullandığı bitkilerin yararlı etkileri bilimsel olarak da ispatlanır oldu. Tıp alanındaki önemli gelişmelere, ilaç sanayiinin doğuşuna ve buna bağlı olarak halkı bitkisel ürünlerden uzaklaştırma çabalarına rağmen insanoğlu; sağlık amacıyla bitkisel ve hayvansal kökenli drogları kullanmaya devam etti. Bitkisel ürünlerin çok uzun yıllar kullanılması sonucu olası yan etkileri iyice bilinirken piyasaya yeni sürülen bazı sentetik ilaçların tehlikeli yan etkileri yıllar sonra ortaya çıkıyor. Doğal kaynakların sağlamasının yüz yıllar evvel yapılmış olmasının yanında bazı sentetik ilaçların tehlikeli yan etkileri, alternatif ve destekleyici tedavilerin olumlu etkileri, besinlerin öneminin vurgulanması gibi nedenlerle özellikle son yıllarda tüm dünyada bitkisel ürün kullanımında büyük bir artış
gözlemleniyor. Pazarı büyüten bu “ilgi artışı” Türkiye’de “bitkisel ürün” denince akla ilk gelen biz aktarları konu alan bir tartışmayı da beraberinde getiriyor. Aktarlık derin ve köklü bir geçmişi olan bir meslektir; geleneksel ve kültürel zenginliğimizin, sağlık folklorumuzun bir parçasıdır. Aktarlar, yüz yıllar boyunca halkın bitkisel ürün sağlamada neredeyse tek noktası, farklı alanlarda yaşanan değişim ve gelişimlere rağmen ilgili diğer meslek gruplarından farklı olarak bitkilerin neredeyse tek savunucusu oldu. “Aktar”, Arapçada “droglar” anlamına gelen “akakir” kelimesinden gelir ve “ilaçların yapılmasında kullanılan bitkisel, hayvansal ve madensel hammaddeleri satan esnaf” anlamında kullanılır. Aktarlar; XII ve XIII. yüzyıllarda Anadolu’da sadece drog ve baharat satarken Osmanlı İmparatorluğu döneminde eczane gibi hizmet vermeye, akrabadin ve farmakopelerden yararlanarak hazırladıkları karışımlarla halkın ilaç ihtiyacını karşılamaya da başladı. Daha sonraları 1885 tarihli “Ecza Tüccaranı Hakkındaki Nizamname”de aktar, “sanayi ve eczacılığa ait ilaç ve kimyasal maddeleri toptan satan esnaf” olarak tanımlandı. 1868 yılında İstanbul’da sadece 45 eczane varken 2000 civarında aktar bulunması söz sahibi kişilerce- aktarların halk sağlığındaki önemini belirleyen bir kanıt olarak gösteriliyor. Prof. Dr. Ahmed Yüksel Özemre, “Üsküdar’da Bir Attar Dükkânı” isimli kitabında “Attarlık, yalnızca bu maddeleri satmak değildir. Attarlık, aynı zamanda, şifa veren bitkiler aracılığıyla insanların rahatsızlıklarını gidermeyi hedef alan bir nevi pratik hekimliktir de.” diyerek aktarlık mesleğine değer yüklemesi yapmaktan çekinmiyor; üstelik aynı satırlar ve daha fazlası Prof. Dr. Turhan Baytop tarafından “Türkiye’de Bitkiler ile Tedavi” isimli kitabında da alıntılanıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir